İşyerinde psikolojik taciz ya da kamuoyunda yaygın bilinen adıyla mobbing, bir işyerinde bir veya daha fazla kişinin, genellikle bir diğer kişiye sistematik ve uzun süreli olarak saldırgan ve düşmanca davranışlar yönelttiği, zarar verici ve yıkıcı bir süreç olarak kabul edilmektedir.

İşyerinde psikolojik taciz, sadece yöneticilerin kendi astlarına karşı uyguladıkları bir davranış biçimi olmayıp ast-üst ayrımı olmaksızın her kademede çalışanın birbirine uygulayabileceği bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Mobbing kavramı Latince “mobile vulgus” sözcüğünden gelmektedir ve İngilizce’de şiddetle ilişkili kalabalık anlamına gelen “mob” fiilinden türetilmiştir. Mobbing kavramı ilk olarak 1960’lı yıllarda Kondrad Lorenz tarafından hayvanların kendi aralarında veya sürü dışı bir yabancıya karşı uyguladıkları taciz davranışını tanımlamak için kullanılmıştır. Sonraki yıllarda se Dr. Peter Paul Heinmann okul dönemindeki öğrenciler arasında gözlenen zorbalık ve şiddet hareketlerini bu kavramla açıklamıştır.

1980’li yıllarda ise Dr. Heinz Leymann, bu kavramı iş hayatındaki baskı, şiddet ve yıldırma hareketlerini tanımlamak için kullanmıştır.

Leymann tarafından yapılan tanım şu şekildedir:

“Mobbing duygusal bir saldırıdır. Bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik olarak düşmanca ve ahlak dışı yöntemlerle sistematik bir biçimde uygulanan psikolojik bir terördür.”

Kavrama ilişkin geliştirilen çeşitli tanımlar; işyerinde psikolojik taciz olgusunun duygusal bir saldırı olduğu, sistematik bir biçimde uygulandığı, çaresiz ve savunmasız bırakmaya yönelik düşmanca ve etik dışı davranışlarla mağduru dayanma gücünü yok ederek kendi iradesi ile işten ayrılmaya zorlayan bir süreç olduğu noktalarında birleşmektedir. Söz konusu tanımlarda sürecin uzunluğu ve söz konusu davranışların kasıt unsuru taşıyıp taşımadığı hususlarında farklı görüşlere yer verildiği de ifade edilmelidir.

kaynakça: T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU “İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ” 2016