Değerli DETAM GRUP İş Hukuku Platformu Takipçileri;

 

Bilindiği “İş Kanununun Fazla Çalışma düzenlemelerine İlişkin olarak çıkartılmış olan “ Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinde”  “ 25 Ağustos 2017 Tarih ve 30165 Sayılı Gazetede yayımlanan Değişiklik Yönetmeliği ile; Mevcut yönetmeliğinin 4. Maddesine bir fıkra ile 8. Maddesine bir bent eklenirken, 9. Maddesinde değişiklik yapılmıştır.

 

Yapılan Değişiklik ile 4857 Sayılı İş Kanununun 42 ve 43. Maddelerinde ki hususlara ilişkin olup, aşağıdaki hususları içermektedir.

4.Maddeye Eklenen Fıkra;

“ Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere 4857 Sayılı İş Kanununun 42. Maddesi uyarınca, Zorunlu nedenlerle ve 43. Maddesi uyarınca olağan üstü hallerde Haftalık Otuz Yedi Buçuk Saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, Normal ücretinin saat başına düşen miktarının Yüzde Yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir” (Değişiklik Md. 2)

8.Maddeye Eklenen Bent;

“ c) 4857 Sayılı Kanunun 4.Maddesi uyarınca zorunlu nedenler ve 43. Maddesi uyarınca Olağanüstü haller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.

9.Maddede Yapılan değişiklik:

ESKİ;

Fazla Çalışma Yaptırılacak İşçinin Onayı

Madde 9 —Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekir. Zorunlu nedenlerle veya olağanüstü durumlarda yapılan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma için bu onay aranmaz.

 YENİ:

 Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay iş sözleşmesinin yapılması esnasında ya da bu ihtiyaç ortaya çıktığında alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapmak istemeyen işçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.

YÖNETMELİĞİN 9. MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİĞE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME:

Fazla çalışma Yönetmeliği ile yapılan bu değişiklik kanaatimizce, uygulamada taraflar arasında tartışma yaratacak içeriktedir. Düzenleme özellikle işveren tarafında sıkıntıya sebebiyet verecek, baştan planlamasını yaptığı üretim akışında, kendisine tanınmış 270 Saatlik Fazla çalışma yaptırabilme iznine engel olacak, önceden planlanmış bir üretin bandında normal çalışma süresi dışında belirlenmiş fazla çalışma sürende çalışıp çalışmamayı  işçinin inisiyatifine bırakacaktır.

Şöyle ki;

İşverenin önceden yapmış olduğu üretim planlamasına dayalı olarak, bu çalışmayı yapacağını taahhüt eden ve bu taahhüde dayalı olarak işe alınan işçiye işe girdikten bir süre sonra, “Ben fazla çalışma yapmak istemiyorum diyerek 30 gün öncesinden vereceği bir dilekçe ile  “cayma ve kabul görmediği takdirde,  4857 Sayılı yasanın 24. Maddesi çerçevesinde işçinin  “ Bildirimsiz fesih Hakkı” yolunu  açacaktır.

Diğer taraftan; İş Kanununu uyarınca,  İşe İade Mekanizmasına tabi olan işyerlerinde, 6 ayını doldurmuş işçinin bu hakka dayanarak, fazla çalışma yapmak istememesi durumunda,   işçinin işten çıkartılması, Yargıda  “ Haksız fesih Kararı” vermesine sebebiyet verecek ve işe iade yolu açılarak, taraflar arasında bir uyuşmazlık konusu daha oluşturulmuş olacaktır. Bizim taraflar arasında kargaşaya değil, barışa yol açacak düzenlemelere ihtiyacımız var.

Neresinden bakılırsa bakılsın,  taraflar arasında baştan belirlenmiş Oyun kurallarının, kanunu şartlar gerçekleşmedikçe, zorunluluk doğmadıkça, oyun içerisinde tek taraflı bir beyan ile değiştirilmesi dengeleri bozacaktır.

Bugün, Ülkeler arası üretim yarışının kıyasıya sürdüğü Küresel Dünya Ekonomisinde, Fazla çalışma için konulmuş Yıllık 270 Saatlik sınırın dahi bir anlamı kalmamıştır. Evet, insan sağlığı ve güvenliği bakımından, yaşam şartları açısından bakındığında, günde 11 saati aşmayan ve günde çalışma makul karşılanmakta ise de, taraflar arasında rızaya dayalı ve hukuki zeminde yapılacak anlaşma ve program çerçevesinde yapılacak çalışmayı 270 saat veya 3 aylık süreç ile sınırlamamın hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Çalışma hayatı düzenlemeleri üzerinde derin derin düşünülmesi gereken ve öyle her ileri sürülen düşüncenin hayata geçirileceği yazboz tahtası olmamalıdır.

Yapılan değişiklikler enine boyuna tartışılmalı ve Çalışma hayatının işveren kesiminde, üretim kesiminde bu gibi hususlar tartışılmadan düzenleme değişiklikleri yapılmamalıdır.

Eğer biz üretimde artış sağlamak, çalışanlarımızın biraz daha fazla çalışarak ekonomik düzeylerini düzeltmek istiyor isek, 1950 ler de kalmış bazı düzenlemeleri değiştirmek durumundayız.

Bugün AB ülkeleri dahi daha önce düşürdükleri haftalık çalışma saatlerinde ki kaybı önlemek amacıyla, çalışmak isteyen kişilere, daha fazla ücret ödemek yoluyla üretimi artırma ve çalışmak isteyen kişilerin ekonomik düzeylerine yükseltme yolunu açmaktadırlar.

Bu değerlendirmeler ışığında;

Yönetmelik ile yapılmış olan 4. Ve 8. Madde eklemeleri uygun olmasına karşın 9. Maddede yapılan değişiklik çalışma hayatında tartışma yaratacağı,  9. Maddenin yeniden ele alınması ve fazla çalışma ile ilgili hususlar değişiklik öncesi sivil toplum kuruluşları, Üniversiteler çerçevesinde tartışıldıktan sonra uygulamaya konulmasının daha doğru olacağı  düşüncesini taşımaktayım.

 

Dr. İbrahim OĞUR

Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı
E.Baş İş Müfettişi

Yorum Yok

Yorumlara kapalı